Türkiye Turu: Bölüm 3 - Akdeniz ve İçanadolu (Gezi )

Türkiye Turu: Bölüm 3 - Akdeniz ve İçanadolu

Ana Sayfa | Blog | Türkiye Turu: Bölüm 3 - Akdeniz ve İçanadolu (Gezi ) - 2.5.2022 2

Türkiye Turu: Bölüm 3 - Akdeniz ve İçanadolu

2013 yılının Ağustos-Eylül aylarında gerçekleştirdiğim. Motosiklet ile Türkiye Turunun 3 ve son Bölümü Akdeniz ve İçanadoluyu kapsıyor. Keyifli okumalar.






Havanın karardığı saatlerde Gaziantep'ten konaklayacağımız Adana'ya doğru yola koyulmuştuk, gece yolculuk fikri çok iyi olmasa da Antep'ten çıkmıştık bir kere. Gece yorgunluğunda motor sürdüğümüz yetmiyor gibi Osmaniye yakınlarında Türkiye'nin en yüksek viyadüklerinde rüzgarla savaştık. 

Gece saat 22:30 gibi  Adana'ya vardığımızda resmen parmaklarımdan ter damlıyordu. Adana çok ama çok sıcak bir şehirmiş teyit etmiş oldum :)

Adana'da sevgili bacanağım Erkan'ın ailesinin evinde geceyi geçirdik ve sabah erkenden Alanya'ya doğru yola çıktık..

Mersin yakınlarında Cennet Cehennem ve Astım Mağaralarını gördük.







Alanya yolunu sahilden bol virajlı inişli çıkışlı dağ yollarından geçtik. Gerçekten eğlenceli bir yol. Tabi bir o kadar da uzun ve yorucu olduğunu da belirteyim. Yol üzerinde Anamur Muzları yemenin keyfi ile odunda pişen demleme çayın lezzetini sizde alsanız bu yorgunluğa değer dersiniz.







Bu yol sayesinde hayatımda ilk defa Muz Tarlalarınıda görmüş oldum. Anamur muzunun tadı bir harika bir oturuşta 1 kg muzu rahatça yiyebiliyorsunuz. Ayrıca İstanbul'da Anamur muzu hep minik ve genelde çürük olur ama burada Muzlar gayet büyük ve taptazeydi. Bundan sonra yerli muzdan başka yiyeceğimi sanmıyorum.





Alanya girişinde bizi sağolsun sayfadan takip eden Ozan karşılıyor, biz daha gelmeden kalacağımız pansiyonu da rezerve eden, Ozan, Cenk ve Fatih sayesinde, Alanya'da ne yapacağız nerede kalacağız gibi dertlerimizide çözmüz oluyoruz. Bize tek kalan şey, motorlarımızı park edip biraz dinlenip Alanya'yı keşfe çıkmak... 



Alanya turist bakımından çok ama çok zengin, neredeyse esnaf dışında Türk yok gibi. Denizi çok sıcak ve sahilleri inanılmaz güzel. Denizin tadının çıkarılabileceği nadide yerlerden biri.

Yat turu oldukça eğlenceli, gemilerin tasarımları Korsan Gemisi şeklinde yapılmış, Eylül ayı olmasına rağmen hava çok sıcak ve heryer kalabalık. 











Alanya'da 2 gece kalıyoruz. Bu turda ilk kez bir yerde 2 gece kalmış olduk. Gayet güzel dinlendik, denizin ve sıcağın keyfini çıkarmak bizim ödülümüz oldu. Alanya'da gideceğimiz sabah Alanya Kalesinde güzel bir kahvaltı yaptıktan sonra biraz etrafa bakınıp yola düşüyoruz...





Alanya çıkışında Oğuz ile rotalarımızı ayırıyoruz, Oğuz Konya ve Ankara üzerinden turu tamamlamaya karar verdi. bense Afyon ve Eskişehir üzerinden yoluma devam edecektim. Yol ayrımında el sıkışıp ayrı ayrı motor sürmeye devam ettik :) 



Ben Antalya'nın merkezine girmeden Afyon yoluna doğru teker çevirdim. Yol üzerinde görmek istediğim yerleri belirlemiş ve acele etmeden geze geze devam etmeye karar vermiştim. İlk durağım ise Antalya'daki Kurşunlu Şelalesi oldu. Bu şelale oldukça güzel ve insanı dinlendiren bir enerjisi var.
1 saat kadar huzura bulandıktan sonra Afyon'a doğru yoluma devam ettim.





























Isparta yolunda yol kenarında satılan incir ve diğer yöresel tadlara bakmadan geçmek olmazdı.




Afyona yaklaştıkta yol kenarında gördüğüm güzellikleri elimden geldiğince fotoğraflamaya ve bu anları ölümsüzleştirmek için uğraştım.













Türbeler geçtim...



ve Nihayet Afyon'a ulaştım. Hazır hava daha aydınlıkken biraz tarihi yerlerin fotoğraflarını çekmek için kolları sıvadım.

Karahisar kalesi.

























Mevleni konağı beni baya büyüledi. Konak içersindeki görevli bayan benimle ilgilendi ve konağın tüm tarihini ve geçmişini anlattı. Odaları gezdirirken geçmiş bir an benimde gözümde canlandı. Sanki bir an bende bu konakta yaşayan biri oldum.



Geceyi Afyon'da bir otelde geçirdim. Sabah erkenden yola koyuldum. Artık hedefim İstanbul'du. Eskişehir'e eski yoldan gittim. Çünki yol üzerinde peri bacaları ve eski volkanik oluşumlar olduğunu duydum. Buralar aynı zamanda Cem Yılmaz'ın Gora filmini çektiği yerlermiş. Bolca mola verdim, gördüğüm tüm eski mezarlık ve tarihi yerler tabelalarından saparak civarı keşfetmeye çalıştım.



















































Buralarda fotoğraf çekerken çok eğlendiğimi belirtmeliyim :)



















Eskişehir beni yoğun trafiği ile karşıladı. Gerçekten çok kalabalıktı ve biran evvel bu şehirden kaçmak istedim. Oysa çok görmek ve gezmek istediğim bir yerdi. Malasef burada sadece 1 saat kalıp yoluma devam etmeye karar verdim. Belki başka bir zaman Eskişehir'i yeniden keşfetmek üzere dönerim.



Eskişehir'den sonra Adapazarı üzerinden İstanbul'a dönecektim ama bir taraftan'da İznik'ten geçeyim ve köftelerin tadına bakayım diye düşündüm. :) İçimdeki ses bunun güzel bir fikir olduğunu söyledim ve yönümü İznik'e doğru çevirdim. 
Burada köfteleri yedim ve bir güzel dinlendikten sonra Feribot'la İstanbul'a geçtim.







İznik'te o kadar çok sinek vardıki resmen sibek banyosu yaptım, Kıyafetlerim ve motosikletimde sineksiz boş yer kalmamıştı :(

Yol bitmek üzereydi içinde tuhaf hisler vardı. Bir taraftan özlem bir taraftan artık bu akşam nerede yatacağımı düşünmeyecek oluşumun tarifsiz duyguları :)



Sağsağlim eve ulaşmıştım, toplamda 14 gece geçirmiş ve 5200km yol yapmıştım. Unutulmaz deneyimler ve 14 gün boyunca "Hürriyet'in" ne olduğunu idrak etmiştim.

Bence bu gezi amacına ulaşmıştı. Herşey güzeldi. Doğaya, insanlara bakış açım olumlu yönde etkilenmiş ve önümüzdeki 1 ay boyunca yüzümde sebepsiz gülümsemelerle dolaşmıştım.

Eminim motosiklet süren arkadaşlarım benim yaşadıklarımı çok daha iyi anlıyorlar ve çoğu erteledikleri gezi planlarını yeniden gözden geçiriyorlardır. 
Ben motosiklet kullanmayan arkadaşlarıma sesleniyorum, çok şey kaçırıyorsunuz. Hayatınızda böyle bir deneyimi mutlaka yaşamalısınız...



Başka bir macerada görüşmek üzere

Hoşça Dostça



Türkiye Turu: Bölüm 3 - Akdeniz ve İçanadolu